Arkeoloji.Defineyolu.Com
Klasik Arkeoloji daha çok Antik Çag diye adlandirilan Yunan ve Roma uygarliklarini kapsayan bir dönemi içerir. Dar anlamiyla yaklasik olarak M.Ö. 6. yüzyil ile M.S. 3 yüzyil arasindaki zaman dilimi ile ilgili olsa da genis anlamiyla M.Ö. üçüncü binyila kadar uzanan Girit, Yunan Anakarasi ve Anadolu’nun bati ve güney kiyilarini içeren kültürlerin gelisimini inceler.
Ege Denizi ve Ülkeleri: Ege bölgesi, Ege deniziyle çevrilen veya sinirlanan adalarla Asya ve Avrupa kitalari kiyilarini, yani Yunanistan, Makedonya ve Trakya'nin dogu, Anadolu'nun ise bati ve güneybati kiyilarini içine alan bölgedir. Ege kiyilarinin çok girintili çikintili olmasi, iyi korunmus sayisiz liman ve koylara sahip bulunmasi, denize dogru uzanan sira daglar arasinda verimli vadilerin yeralmasi, iki kita arasinda jeolojik bir çöküntünün kalintilari olan çesitli büyüklükte birçok adalarin bulunmasi, böylece Ege denizinde kara görmeyen hemen hemen hiçbir nokta bulunmamasi deniz ulasimini, dolayisiyla Asya ile Avrupa arasindaki ekonomik ve kültürel iliskileri kolaylastirmada baslica etken olmustur. Yunanistan: Yunanistan son derece engebeli bir ülkedir. Ülkenin içi ekser hallerde kuzeyden güneye inen, yalniz orta Yunanistan'da kismen doguya kivrilan ve Ege adalari üzerinden Anadolu yönünde uzanan yüksek daglarla kaplidir. Bu suretle bazan 2500 m.'yi bulan yükseklikteki alanlar ayrilmis, bunlarin aralarinda ise geçilmesi güç geçitler sayesinde birbirine baglanan ince uzun vadiler meydana gelmektedir. Iste bu nedenle Yunanistan daglar arasina sikismis türlü büyüklükte kantonlara sahip olmustur. Yalniz bazi büyük vadiler ve düzlükler kuzeyde Makedonya ve Teselya'da Orta Yunanistan'da Boiotya ve Attika, Peleponnes'te ise Argolis, Lakonya ve Mesenya'da oldugu gibi oldukça büyük devletlerin meydana gelmesini mümkün kilmistir. Yunanistan'nin cografya bakimindan bu parçalanmis durumu bu ülkenin siyasal bakimdan da irili ufakli devletelere bölünmesinde baslica etken olmustur.
Anadolu'nun Bati Kiyilari: Yunanistan'dakiler kadar olmamakla beraber, yine bir hayli iyi korunmus koy ve limanlara sahip Bati Anadolu kiyilarinda da siradaglar birbirine paralel olarak sahilden içerlere dogru uzanmakta ve aralarinda Kaikos (Bakirçay), Hermos (Gediz), Kaistros (Küçük Menderes) ve Maiandros (Büyük Menderes) gibi büyük irmaklar tarafindan sulanan ve kiyilara kadar uzanan genis ve verimli vadileri kapsamaktadir. Bu cografi durum bir taraftan çesitli vadilerde kurulan sehirlerin iç bölgelerle kültürel ve ekonomik iliskilerde bulunmalarini kolaylastirmistir. Fakat, bu kiyilarin gerisinde güçlü bir devlet kurulunca bu devlet daima vadiler yoluyla denize ulasmak çarelerini aramis, bundan ötürü bu vadilerdeki sehirlerin bagimsizligi için büyük bir tehlike olmustur. Ege Adalari: Asya ile Avrupa kiyilari arasinda yer alan adalarin en önemlisi Girit'tir. Ege bölgesinin güney sinirinda bulunan ve yaklasik olarak 250 km. uzunlugunda ortalama 50 km. genisliginde olan bu ada, arada köprü görevi gören birtakim adalar sayesinde, bir taraftan Peleponnes'e, diger taraftan Anadolu'nun bati ve güneybati ve Afrika'nin kuzey kiyilarina bagli bulunuyordu. Girit bütün bu ülkelere bunlarin kültür etkileri altinda kalabilecek kadar yakin, fakat bunlardan gelecek düsman akinlarini önleyebilecek kadar uzakti. Ayni zamanda pek engebeli araziye sahip olmakla ve bati-dogu yönünde uzanan siradaglar tarafindan biri kuzeyde, digeri güneyde olmak üzere iki büyük bölüme ayrilmis bulunmakla beraber, yogun bir nüfus besleyebilecek ve basli basina bir uygarlik yaratabilecek kadar büyüktü. Iste eski çaglarda "mutluluklar adasi" olarak gösterilen Girit'in Akdeniz'de aldigi bu önemli yer adanin bir taraftan dogu, diger taraftan bati etkileri altinda kalmasina ve hayran olacak derecede yüksek ve orijinal bir uygarlik ortaya koymasina yolaçmistir. Ege adalarindan birinci gruba giren adalar arasinda Delos, ikinci gruba girenler arasinda ise obsidien tasi kapsayan Melos, içinde mermer ocaklari bulunan Paros ve Naksos veya altin madenleri ile ün kazanmis Sifnos gösterilebilir.
En Eski Çaglardan Üçüncü Binyil Sonuna Kadar Ege Dünyasi Girit Girit adasi elverisli cografi durumundan ötürü Yunan mitolojisinde derin yankilar birakmis olan canli ve hareketli bir kültür hayati yasamistir. Girit'in Yunanlilar çagindaki önemiyle hiç de orantili olmayan bu mitos bollugu ve çesitliligi mitoslarin nitelikleri ve bunlarda görülen Yunanli olmayan adlar bakimindan, daha çok Anadolu'ya yönelmis eski bir uygarliga isaret eder niteliktedir. Yapilan arkeolojik incelemeler bütün Ege bölgesinde oldugu gibi Girit'te de paleoletik çaga ait eserlerin fazla bulunmadigini buna karsilik oldukça ilerlemis bir neolitik kültürü bulundugunu açiga çikarmistir.